
DURMUŞ BİR SAAT BİLE GÜNDE İKİ KEZ DOĞRUYU GÖSTERİR
Bu sözü duymuşsunuzdur. Yaptığı çok sayıda yanlışlığın yanında bir iki doğrusu da olanları anlatmak için kullanılan bir deyim; bu çok sayıdaki yanlışın sahipleri, bir iki doğruyu gösterip kendilerini haklı çıkarmaya çalışınca bu sözle karşılaşırlar. Bu deyimden yola çıkarak tarihi saatimiz durmuş olduğu halde şükür ki günde iki defa doğruyu gösteriyor.
Zira durmuş saat eğer dijital saatse doğru zamanı göstermesi beklenmez ancak akrep ve yelkovanı olan analog modelse zaten durmuş saat demektir ve kaçınılmaz olarak günde iki defa doğru zamanı gösterecektir.
Romalılar daha sıfır rakamından habersizken… (Ki Roma rakamlarında sıfır yok!) Hiçlik ve sonsuzluk anlamına gelen “sifr” kelimesini bilen ve kullanan atalarımız 10 rakamını sıfırla yazdıkları saatler yaptılar. Tüm İslam coğrafyası bu tür saatlerle doludur. Ve şükür ki hepsinin, atalarının izinden giden ustalar tarafından günlük bakımları yapılmaktadır.
Ama ne yazık ki bizim ata yadigârı saatimiz yıllardır sadece sabah 10.25 ve akşam 22.25’te doğruyu göstermektedir. Evet, saatimiz garip ve mahzun, kulesinde tarihe, atalarına, kültürüne saygılı birilerinin onarmasını bekleyerek durmaya devam ediyor.
“100 SAAT KULESİ” KİTABI
Bu arada değerli Meltem Cansever`in hazırladığı Türkiye’nin kent meydanlarında yükselen “100 Saat Kulesi” adlı kitaba giren tarihi saatimizin durmuş olması tarih, kültür ve ata sevenleri, yani Siirtlileri üzmeye devam ediyor.

SAATİN TARİHİ
Kaderine terk edilen kültür mirası tarihi saatin geçmişi oldukça eskiye dayanıyor. Saat, Selçuklu dönemine ait. Yukarıdaki resimde görüldüğü gibi Ulu Cami’nin doğusunda 1905 yılında yapılan kuleyi süslüyordu. Alaaddin Paşa tarafından yaptırıldığı ileri sürülen bu kulenin zamanla yıkılmasından sonra 1974–1975 yıllarında il merkezinde, Vilayet Konağı karşısına, Ahlat’ın, (adı yine Ahlat kesme taşı olan) taşından yapılan saat kulesine monte edilmişti.
Saat kulesinde durmuş saat, geçtiğimiz yıllara kadar eski bir saat tamircisi tarafından periyodik bakımı yapılır ve yağlanırdı.
Tarihi saat şimdilerde durunca zaman da durmuş oldu memlekette. Hatta memleketin yüreği durdu. Çünkü tarihi bir saatin tik-tak’larıyla, insan yüreğinin tik-tak’ları arasında hiçbir fark yok.
Duran saatin/yüreğin ne zaman harekete geçirileceği merak konusu?
Son olarak Turgut Uyar’dan:
Bozuk bir saattir yüreğim,
Hep sende durur,
Ne var ki ıslanır gider coşkunluğum,
Durmadan, durmadan…
SİİRT GÜNDEMİ
.JPG&boyut=600)
|