|
HADİSE VE EUROVİSİON
Bu sıralar televizyonda hangi kanalı zaplasam karşımda o...
Caddelerden geçen arabalarda o...
Cep telefonlarında o...
Bahsettiğim kişinin kim olduğunu mutlaka anladınız. Evet, damarlarında Türk kanı, aslen Sivaslı, doğum yeri Belçikalı Hadise...
Ben şahsen kendisini ve yorumunu çok beğeniyorum. Sürüp sürüştürdüğü onca makyaja, giymiş olduğu dekolte kıyafetlere rağmen, yüzünde çocuksu, masum bir ifade görüyorum.
Şimdi diyeceksiniz ki senin gibi biri nasıl olur da onun gibi birini veya birilerini beğenir.
Evet ben; başı kapalı bir bayan olabilirim. Fakat benim görüşüm herkesin bir seçim hakkı olduğu ve buna da saygı duyulması gerektiğidir.
Benim peygamberim Hz. Muhammed (s.a.v) bile bir hadisinde ''Dinde zorlama yoktur'' demişse ben ''kim'' oluyorum? Ben insanlara dar pencereli gözlükler ile bakmıyorum. Şahsıma ait kişisel bir saldırı olmadıkça...
Frederick Langbridge diyor ki;
Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru diğeri ise gökteki yıldızları görür.
İşte ben de gökteki yıldızları görenlerdenim. Gelelim asıl meseleye yılbaşı gecesi TRT'de Hadise'yi ve de Sinan Akçil ile hazırlamış oldukları Eurovision şarkısı ''Düm Tek Tek''i dinledim. İyi bir müzik kulağı olan biri olarak çok beğendim. Fakat bunun ardı arkası kesilmedi. Her akşam Ana Haber Bülten'lerin de bunun akabinde şov programlarında, radyo kanallarında onu izler ve dinler oldum. Bu beni gerçek anlamda sıktı. Korkum daha Eurovision'a katılmadan bu parçadan ve Hadise'yi sürekli ekranlarda görmekten bıkacağımız. Geçen akşamki haber bülteninde bile Hadise'nin yarışmada giyeceği elbiseden bahsediyordu. Sözde elbise parıltılı taşlardan, kumaş kullanılmadan yapılacakmış. Sizce millet olarak bir şeyi çok fazla abartmıyor muyuz? Gereğinden fazla olayları büyütüyor ve çabuk tüketiyoruz. Evet, Eurovision'da ülkeler arası yapılan yağcılığa rağmen birinci olup bayrağımızı dalgalandırmak gurur verici...
Ama bunun yanı sıra hüsrana uğramakta var. Bunu düşünüp ağır ve temkinli adımlarla ilerlemeliyiz. Eseri ve yorumcuyu eskitmeden...
Sevgiyle kalın... Hoşça kalın...
BAHÇIVAN
Hayat dipsiz bir kuyu
Ben, içine düşmüş bir garip...
Dünya koskoca bir han
Ben, o hana misafir olan
Herhangi bir yabancı...
Sevgi bir çiçek
Yürek bir bahçe
Siz ise benim bahçeme
Sevgi eken bahçıvanlarsınız...
Yelda ADLEY
y.adley@hotmail.com
|