HESAP SORUYORUM
Geçtiğimiz hafta Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay Evren'e sahip çıkılmasını eleştirip "80’leri hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Türkiye’nin en karanlık yıllarıdır. Halk iradesinin önüne inanılmaz engeller konuldu ve bundan halk zararlı çıktı. Darbecilere dünyanın başka bir ülkesinde katil muamelesi yapılırken, ülkemizde ressam, sanatçı muamelesi yapılmasını yaşadık" yüreğimizdeki yarayı kanatmış ve unutulmaması gereken bu gerçeği tekrar tekrar düşünmemize sebep oldu.
Ama bugün okuduğum bir haber içimdeki birikmiş acıyı dışa vurmama sebep oldu. Bir belediye başkanı, belediye meclisinde AKP ve MHP meclis üyelerince bir vatandaşın verdiği, Kenan Evren'in adını taşıyan caddenin isminin değiştirilme önerisinin reddedilmesinin ardından "herkese saygımız var. Geçmiş geçmişte kaldı" demesi öfkemi harekete geçirdi. Bu duyarsızlık, vurdumduymazlık kendi gücümün yettiği öfkemi en iyi bildiğim şekilde, yazarak dile getirmeme sebep oldu.
Benim saygım yok, ben geçmiş geçmişte kalmış diyemem, boş yere heba edilen gençliğimin hesabını sorarım kelimelerimle.
Ülkem ve halkım…
Neler görmemiş ki kendi ufkunda…
Neler yaşamamış ki kendi bedeninde…
En koyu, en acımasız yağışları 1980 Eylülünün sonbaharında yaşamış. 12 Eylül 1980 günü doğa acımasızlığa bürünmüş ve yıkıcı bir felaket gibi inmiş Halkımın bedenine…
Yasakçı zihniyet, düşünceye şemsiye geçirmeye çalışan, kişilikleri, aydınları, fikirleri monotonlaştıran ve sözde Ülkem adına, Halkım adına düzeni düzleştirmeye! Kendilerinin sebep olduğu kutuplaşmayı yok etmeye, ekonomik darboğazlığı ortadan kaldırmaya, gelmişler iktidara.
Hangimizin ailesi bu acıda mihraklaşmadı ki, kimimiz daha doğmadan damgalandı “İhtilal Çocukları” denilerek, her çınarda bir yaprak alındı bu ihanetten.
Kitaplar yakıldı…
Aydınlar kurşunlandı…
Körpecik bedenler “Asmayıp da besleyelim mi?” güç gösterilerine kurban gitmedi mi?
Daha çocuk olanlar,17 yaşını bile doldurmamış bedenler yaşları büyütülerek sözde bazı milliyetçi cephelere armağan edilircesine idam edildiler. Kendi aralarındaki hesaplaşmanın bedelini tek suçları Halklarını düşünmek olanlara kestiler. Yaşı dolmamış fidanlar asıldılar darağaçlarına ve karanlıklar sözde aydınlatmak adına çöktü ülkemin şafağına…
Ve o günün en azılı katilleri günü geldiğinde hiçbir şey olmamış, hiçbir ihanet yaşanmamış gibi ellerini yıkayıp çekildiler köşelerine.
Zamanlar ilerledi ülkemin ufkunda, halkım yenileşti, yenilendi ve yasalarda kalan “Cunta” artık anılmaz oldu. Cuntayla doğanlar ve sonraki nesil monoton yetişti düşüncelerde…
Ve o günün karanlığının hâkimi, aydınlığımızın yok edeni görüldü geçenlerde bir gazetede. Yıllarımızı katleden düşüncelerini haykırıyordu kendi karanlığına…
Kendisinin yok saydıklarını savunurken kendini yok sayıyordu bilmeden ve hiç farkına varmıyordu ELLERİ BİR DÖNEMİN İHANET İZİ, TIRNAKLARI KURUMUŞ KAN PIHTILARIYLA DOLUYDU.
SERDAR ARIKAN
serdar.arikan@windowslive.com |