Ana Sayfa   |   Ana Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle

Haber Arama:

Anasayfa > Serdar ARIKAN

  Tarih : 30.10.2009 Bu yaziyi 403 kişi okudu.   


İKİ FARKLI SES
SERDAR ARIKAN

İKİ FARKLI SES ÇIĞLIK OLDU GERİDE BIRAKTIĞI YÜREKLERE

Uzun ve yorucu bir yılın ardından yorgunluğunu atmak, ruhsal açıdan birazda olsa huzur bulmak adına tatile çıkmıştı Nalân. Tatil iyi gelmiş epeyce dinlenmişti. Tatilinin bittiği hafta sonu yakın zamanda tanıştığı ve son zamanlarda ard arda sorunlar yaşayan arkadaşını arayıp bir nebzede olsa yanında olup, sıkıntısını paylaşmak istedi. Arkadaşının iftarda yemek davetini kabul edip akşamın olmasını bekledi.

Akşama doğru çıktı dışarıya arkadaşına gitmek üzere, yolda birkaç yere uğrayıp arkadaşını mutlu edecek ufakta olsa bir hediye almayı düşündü, hediyesini alıp yola düştü birazdan arkadaşının evindeydi, zile bastı. Kapıyı arkadaşı açtı, ekşimiş yüzüyle karşıladı Nalân’ı. Sımsıkı sarıldı arkadaşına Nalân, özlemişti arkadaşını ve hediyesini uzattı, hediyeyi açmadan kenara koydu arkadaşı ve oturma odasına geçtiler, iftar saatinin gelmesini beklediler.

Yemek saatini beklerken konuşmaya başladılar, sıkıntısını sordu Nalân arkadaşının, maddi sıkıntı içindeki arkadaşı sadece maddi destek istiyordu Nalân’dan. Şuan için maddi açıdan herhangi bir destekte bulunamayacağını dile getirdi Nalân, ısrar etti arkadaşı ileriki zamanda ödeyeceğini söyledi defalarca, sessizliğe büründü Nalân. Elinde olsa sonsuz destek olacaktı arkadaşına. Kredi kartının şifresini bile esirgemediği arkadaşına istediği oranda destek olamıyordu ve bu onu sessizliğe sürüklüyordu. Birazdan hırçınlaştı ses tonu arkadaşının, cümleleri kısalmaya başladı ve elleri eşlik ediyordu öfkesine. Arkadaşını sakinleştirmeye çalışıyordu Nalân, ama gerildikçe geriliyordu ortam ve ayağa kalktı arkadaşı, birazdan bir beze döktüğü eteri hiç beklemediği, ummadığı bir anda burnuna koklattı Nalân’ın.

Olduğu yere yığıldı Nalân, az sonra yüzü şişip kızarmaya başladı ve ağzından köpükler gelmeye başlamıştı. Hastaydı Nalân, şeker ve tansiyon hastasıydı. Paniğe kapıldı arkadaşı, ellerini, ayaklarını bağladı ve bulduğu bir parça pikeye sardı, kendisine sımsıkı sarılan arkadaşını. Karanlık bir odanın en ücra köşesine attı Nalân’ı, alıp çantasından kredi kartlarını dışarıya çıktı. Ardı ardına borçlarını sıfırladı arkadaşı Nalân’ın parasıyla, kendisine en çok güvenen, güvendiği için birkaç defa kredi kartını kullanmasına izin verdiği şifresini paylaştığı arkadaşının, Nalân’ın son soluğunda son kazancını harcıyordu arkadaşı. Artık rahttı arkadaşı borcu kalmamıştı ve döndü evine,aklına Nalan’ın aldığı hediyeyi açmadığı geldi,hediyeyi eline alıp kaplanmış paketinden çıkardı “Ufak şeylerden mutlu olmanın yolları” adlı bir kitaptı,içinde bir düğüm oluştu çöktü koltuğa,bir bardak alıp uykuya daldı ve iki gün boyunca kendi kişiliğine karşı işlediği cinayette, Nalân’ın cesediyle aynı evi paylaştı.

Arkadaşına destek olmak için gelmişti Nalân ama sonu oldu arkadaşına sımsıkı sarılıp her zaman yanındayım adımı. Suskunluğa bürünen arkadaşı tarafından ebedi suskunluğa gömüldü.

Güneşin doğduğu iklimde nöbetteydi İbrahim, ailesini, geride bıraktığı sevdiğini özlemişti ve mayışmıştı gözleri bir an dalıp gitti. Az sonra tokat gibi indi komutanının sesi. Uykuya dalmıştı nöbette ve kendisi uyuya kalmıştı yanı başında bir el bombası alınmıştı, uyuduğu kanıtlansın diye. Komutan çok kızgındı, sözleri hiddetli, ellerli şiddet kokuyordu. El bombasının pimini çekip İbrahim’in ellerine bıraktı vicdanını ve insanlığını bitpazarına bırakmış komutanı. Mandalı bırakıp ya da gevşettiğinde bombanın patlayacağını biliyordu İbrahim. Aklına ailesi geldi, yetim bıraktığı çocukluğu, öksüz bıraktığı eğitimi geldi. Ölümle yüzleşmekti bu ve saniyeler eşliğinde geçiyordu gözlerinde hayatı.

Komutanına koştu yalvardı, pimini istedi elindeki el bombasının, zamanı geldiğinde vereceğini söyleyip azarlayarak kovdu komutanı. Arkadaşlarının bulunduğu mevzile koştu, yardım istedi arkadaşlarından.

Dört arkadaş bir çare düşünürken korkunun ve geride bıraktıklarının hasreti ellerine ıslaklık oldu İbrahim’in. Gevşemeye başladı parmakları, gücü kalmadı direnmeye ölüme. Gözleri ışıl ışıl yavaşladı kan atışları, dudaklarını büktü hayatı ve suskunluğa gömüldü oracıkta dört yürek. Bir inat uğruna, bir cahillik, bir amirin güç gösterisinin sonu dört yüreğin katledilmesiydi. Bu bir cinayetten öte bir vahşet. Göz göre göre bir acımasızlık.

Ortak yönleri evlatlarının aynı dönemde, aynı yerde askerlik yapmaları olan dört ailenin yüreğine ateş düştü, sessizliğin ardından ve gökleri yaran çığlık annelerin ağzından çıktı.

Yukarıda Ülkemde yaşanılan iki olayı anlattım size. İki olayında ortak noktası arkadaşlık. Birinde sıkıntılarını paylaşmak isteyen Nalân’ın arkadaşı tarafından öldürülmesi. Diğerinde dört arkadaşın yanlışa, cahilliğe çare alırken ölüme gidişleri. İki farklı sessiz çığlık atıldı ülkemin akşamında. Ve geceye teslim olan gün temiz değildi bir öncekinden. Geride kalanlara sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.

serdar.arikan@windowslive.com

Yorumlar


 Bu yazı için henuz yorum yapılmamış.

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz

YORUM YAZARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR


1- Girdiğiniz yorumlar şahsi beğenimize değil, Siirt Gündemi kurallarına ve site formatına uygun olup olmadıklarına göre değerlendirilirler.


2- Kafanıza takılan noktalarda alâkasız bir habere veya köşe yazısına yorum yazmaktansa iletişim butonunu kullanabilirsiniz. Yorumunuz sitemiz kriterlerine uyarsa makale olarak yayınlanacaktır.


3- Bir yazara “aslansın, kaplansın” türünde yorum yazmak hoş değil. Bu yüzden bu tür yorumlar yayınlanmayacaktır.


4- Siirt Gündemi’nin kabul edilmiş uygunluk kriterlerini gözetmeyen, kişisel hakaret içeren veya T.C. Ceza Hukuku hükümlerince suç teşkil eden herhangi bir beyanatta bulunmak gibi yorumlar durumun vahametine göre parmağımızı “delete” tuşuna götürecektir.


5- Toplumsal barışa ve demokrasi kültürüne katkısı olmayan, aksine barış ve kardeşlik kültürünü sabote eden yorumlar yayınlanmayacaktır.


6- Fala inanmayız ve fal baktırmayız. Bu yüzden “Üç vakte kadar öleceksin!” türünde yorumlar yayınlanmayacaktır.


7- Siirt Gündemi bir message board, forum, ilan panosu, tahta veya chat odası değildir.


8- Bu kadar kural, prensip, ahlâki değerler içinde, aslında her şeyin temelinin özende ve anlayışta yattığını belirtir, saygılar sunarız.

 

FARUK ARVAS HOCAYLA RAMAZAN SOHBETLERİ

RAMAZAN AYINA KAVUŞURKEN (15)
Makalelerin tümünü okumak için:
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1675.htm

 

SON HABERLER
KIZILAY’IN YARDIM ELİ ...
SİİRT BELEDİYESİNDEN T...
KESK: HUKUK ÇİĞNENİYOR
REFERANDUM SEÇMEN KÂĞI...
İLİM YAYMA CEMİYETİ YU...
HAYDİ! PAKİSTAN’A YARD...
BOYKOTUN CEZASI 22 LİRA
ÇIRAV FESTİVALİNE YOĞU...
ÖLÜM TACİRLERİNE SABAH...
MEZARLIKTA OLAYLI GÜN

GÜNÜN SÖZÜ
İNSAN NE KADAR AZ ŞEY BİLİRSE
O KADAR ÇOK ŞEY BİLDİĞİNİ SANIR

 

GÜNÜN AFORİZMASI
HAYAT BİR OYUNDUR. KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN YOKMUŞ GİBİ OYNA.

 

GÜNÜN ŞİİRİ

BEN ŞAİRİM,
GAYBI KURCALAYAN ÇİLİNGİR,
CANLI CENAZELERİNİN BAŞINDA
MÜNKER-NEKİR
(NECİP FAZIL)

 

GÜNÜN FOTOĞRAFI (BARO FOTOĞRAF DERSLERİ)

GÜNÜN KARİKATÜRÜ

SON YORUMLAR

CAN MERCANYAN
Latif bey 2 gün önce Ahmet Altan’ın köşe yazısını okumanızı öneriyorum. Kimin nerde ve...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_616.htm

NAİL
Yani "Hayır" demeye de bi kılıf uydurabildiniz ya. Hayret doğrusu. Şunu desenize 30 yıl ohal biz...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_611.htm

NAİL
Nerdeeeee. Kimi tarif etmişsiniz? Bu vasıflar ancak peygamberlerde veya peygamber varisle...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_612.htm

ALP
Aman Serdar kardeşim, yaşadığım tecrübeden biliyorum. Bu tür ikili münakaşaların son cümlesi...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_609.htm

M. CAN
Ergenekon’un değirmenine su taşıyan bir zihniyet nasıl oluyor da Ergonokon’u eleştiriyor? Referan...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1717.htm

M. CAN
Ak Parti iktidar olmadan önce KESK neden masaya oturdu? Cevap: Çünkü Sol hükümet iktidardaydı...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1723.htm

HAKAN MALGİL
Çoukluğumda kim bilir kaç kez zorunlu ziyaretlerde bulunduğum, bembeyaz saçları ve...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_146.htm

RESSAM HALİS GÜNGÖR
Kim olursa olsun... Makamı ve rütbesi ne olursa olsun... Kimse ama hiç kimse kanunların ve ya..
www.siirtgundemi.com/_ya_z_609.htm

HAKAN MALGİL
Edip Turhan’ın en büyük torunu olarak onunla en uzun süre yaşamış olmanın ne denli büyük bir...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_583.htm

 

GÜNÜN YORUMU

DÜNYA DÖNMESE Mİ?

Dünya dönmesine dönsün de... Tersine dönmese bari.

Hoş tersine dönse de, dursa da, alıp başını galaksinin bir ucuna çekip gitse de değişmeyecek insanlar vardır, olacaktır.

Sorun Dünyada değil belki. Belki sorun postmodern zamanların bize attığı en büyük yalandadır: Bireyselleşmek!

Bunun adı bireyselleşmek olsa da, astarı egoizmden, bencillikten, oportunizmden başka birşey değil.

Sonuç: Yalnızlık!

Kocaman bir şehirde, tanıdık onca insan içinde koskoca bir yalnızlık. Yalıtılmışlık.

Tabi bu yalnızlık bazen sizin tercihiniz olur; reddedersiniz maskeli baloları ve oranın müdavimlerini.

Bazen de yalnızlık bir seçim değil, dayatmadır. Maskeliler sizi reddeder. Dışlar!

Günün sözü (veya aforizması) bölümünde geçenlerde şöyle bir söz vardı, hoşuma gitmişti:

"Kolayına kaçıp herkes gibi olabilirdim. Ama ben daha kolayını seçtim; kendim oldum," diyordu.

İşte kendi olmanın bedeli: Yalnızlık.

(Not: Yalnızlık kelimesini kendim için seçtim.)

Esen kalın, hoş kalın...

MEMEEEEET
www.siirtgundemi.com/_ya_z_612.htm

 

GÜNÜN FIKRASI

CAMCI

Kadının penceresinin camı kırılır. Camcıyı arar ve sipariş verir. Yarım saat sonra zil çalar. Gelen camcıdır.

Kadın kapıyı açar ve kırılan camı gösterir. Aradan beş dakika ya geçer ya geçmez zil tekrar çalar.

Kadın, kim o? der.

Benim, camcı diye bir ses gelir dışarıdan.

Kadın, sanırım bir karışıklık oldu. Çağırdığım camcı az önce geldi, der.

İşte o benim abla, der camcı. Pencereden düştüm, aç şu kapıyı…

Tüm fıkraları okumak için:
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1123.htm

 

DERSİMİZ TÜRKÇE
Boş vaktinizde tıklayın. Sadece boş vaktinizde...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1249.htm

 

Bu sitede yayımlanan her türlü yazı, fotoğraf, karikatür ve illüstrasyon türü malzemelerin hakları saklı değildir. Hiçbir izin alınmadan kullanılabilir. Siirt Gündemi'nin kaynak olarak gösterilmesi sadece kullanan kişinin etik değer ölçüsünü gösterir. Örneğin; Biz bu sözü hukukçu ağabeyimiz Adnan Ekinci'nin dergisinden yürüttük. İşte bizim etik değer ölçümüz.
SİİRT GÜNDEMİ
 
 C.R.N. BASIN YAYIN LTD. ŞTİ.  İLETİŞİM: dereke56@gmail.com
RSS

 

Bu sitede Mplus Haber Portalı yazılımları kullanılmaktadır.