İKİ FARKLI SES ÇIĞLIK OLDU GERİDE BIRAKTIĞI YÜREKLERE
Uzun ve yorucu bir yılın ardından yorgunluğunu atmak, ruhsal açıdan birazda olsa huzur bulmak adına tatile çıkmıştı Nalân. Tatil iyi gelmiş epeyce dinlenmişti. Tatilinin bittiği hafta sonu yakın zamanda tanıştığı ve son zamanlarda ard arda sorunlar yaşayan arkadaşını arayıp bir nebzede olsa yanında olup, sıkıntısını paylaşmak istedi. Arkadaşının iftarda yemek davetini kabul edip akşamın olmasını bekledi.
Akşama doğru çıktı dışarıya arkadaşına gitmek üzere, yolda birkaç yere uğrayıp arkadaşını mutlu edecek ufakta olsa bir hediye almayı düşündü, hediyesini alıp yola düştü birazdan arkadaşının evindeydi, zile bastı. Kapıyı arkadaşı açtı, ekşimiş yüzüyle karşıladı Nalân’ı. Sımsıkı sarıldı arkadaşına Nalân, özlemişti arkadaşını ve hediyesini uzattı, hediyeyi açmadan kenara koydu arkadaşı ve oturma odasına geçtiler, iftar saatinin gelmesini beklediler.
Yemek saatini beklerken konuşmaya başladılar, sıkıntısını sordu Nalân arkadaşının, maddi sıkıntı içindeki arkadaşı sadece maddi destek istiyordu Nalân’dan. Şuan için maddi açıdan herhangi bir destekte bulunamayacağını dile getirdi Nalân, ısrar etti arkadaşı ileriki zamanda ödeyeceğini söyledi defalarca, sessizliğe büründü Nalân. Elinde olsa sonsuz destek olacaktı arkadaşına. Kredi kartının şifresini bile esirgemediği arkadaşına istediği oranda destek olamıyordu ve bu onu sessizliğe sürüklüyordu. Birazdan hırçınlaştı ses tonu arkadaşının, cümleleri kısalmaya başladı ve elleri eşlik ediyordu öfkesine. Arkadaşını sakinleştirmeye çalışıyordu Nalân, ama gerildikçe geriliyordu ortam ve ayağa kalktı arkadaşı, birazdan bir beze döktüğü eteri hiç beklemediği, ummadığı bir anda burnuna koklattı Nalân’ın.
Olduğu yere yığıldı Nalân, az sonra yüzü şişip kızarmaya başladı ve ağzından köpükler gelmeye başlamıştı. Hastaydı Nalân, şeker ve tansiyon hastasıydı. Paniğe kapıldı arkadaşı, ellerini, ayaklarını bağladı ve bulduğu bir parça pikeye sardı, kendisine sımsıkı sarılan arkadaşını. Karanlık bir odanın en ücra köşesine attı Nalân’ı, alıp çantasından kredi kartlarını dışarıya çıktı. Ardı ardına borçlarını sıfırladı arkadaşı Nalân’ın parasıyla, kendisine en çok güvenen, güvendiği için birkaç defa kredi kartını kullanmasına izin verdiği şifresini paylaştığı arkadaşının, Nalân’ın son soluğunda son kazancını harcıyordu arkadaşı. Artık rahttı arkadaşı borcu kalmamıştı ve döndü evine,aklına Nalan’ın aldığı hediyeyi açmadığı geldi,hediyeyi eline alıp kaplanmış paketinden çıkardı “Ufak şeylerden mutlu olmanın yolları” adlı bir kitaptı,içinde bir düğüm oluştu çöktü koltuğa,bir bardak alıp uykuya daldı ve iki gün boyunca kendi kişiliğine karşı işlediği cinayette, Nalân’ın cesediyle aynı evi paylaştı.
Arkadaşına destek olmak için gelmişti Nalân ama sonu oldu arkadaşına sımsıkı sarılıp her zaman yanındayım adımı. Suskunluğa bürünen arkadaşı tarafından ebedi suskunluğa gömüldü.
Güneşin doğduğu iklimde nöbetteydi İbrahim, ailesini, geride bıraktığı sevdiğini özlemişti ve mayışmıştı gözleri bir an dalıp gitti. Az sonra tokat gibi indi komutanının sesi. Uykuya dalmıştı nöbette ve kendisi uyuya kalmıştı yanı başında bir el bombası alınmıştı, uyuduğu kanıtlansın diye. Komutan çok kızgındı, sözleri hiddetli, ellerli şiddet kokuyordu. El bombasının pimini çekip İbrahim’in ellerine bıraktı vicdanını ve insanlığını bitpazarına bırakmış komutanı. Mandalı bırakıp ya da gevşettiğinde bombanın patlayacağını biliyordu İbrahim. Aklına ailesi geldi, yetim bıraktığı çocukluğu, öksüz bıraktığı eğitimi geldi. Ölümle yüzleşmekti bu ve saniyeler eşliğinde geçiyordu gözlerinde hayatı.
Komutanına koştu yalvardı, pimini istedi elindeki el bombasının, zamanı geldiğinde vereceğini söyleyip azarlayarak kovdu komutanı. Arkadaşlarının bulunduğu mevzile koştu, yardım istedi arkadaşlarından.
Dört arkadaş bir çare düşünürken korkunun ve geride bıraktıklarının hasreti ellerine ıslaklık oldu İbrahim’in. Gevşemeye başladı parmakları, gücü kalmadı direnmeye ölüme. Gözleri ışıl ışıl yavaşladı kan atışları, dudaklarını büktü hayatı ve suskunluğa gömüldü oracıkta dört yürek. Bir inat uğruna, bir cahillik, bir amirin güç gösterisinin sonu dört yüreğin katledilmesiydi. Bu bir cinayetten öte bir vahşet. Göz göre göre bir acımasızlık.
Ortak yönleri evlatlarının aynı dönemde, aynı yerde askerlik yapmaları olan dört ailenin yüreğine ateş düştü, sessizliğin ardından ve gökleri yaran çığlık annelerin ağzından çıktı.
Yukarıda Ülkemde yaşanılan iki olayı anlattım size. İki olayında ortak noktası arkadaşlık. Birinde sıkıntılarını paylaşmak isteyen Nalân’ın arkadaşı tarafından öldürülmesi. Diğerinde dört arkadaşın yanlışa, cahilliğe çare alırken ölüme gidişleri. İki farklı sessiz çığlık atıldı ülkemin akşamında. Ve geceye teslim olan gün temiz değildi bir öncekinden. Geride kalanlara sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
serdar.arikan@windowslive.com |
|