Ana Sayfa   |   Ana Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle

Haber Arama:

Anasayfa > Duygu SUCUKA

  Tarih : 10.02.2010 Bu yaziyi 1.226 kişi okudu.   


IMF’DEN KURTULALIM ARTIK II
DUYGU SUCUKA

IMF'DEN KURTULALIM ARTIK II

İMF ve Dünya Bankasının Yok Ettiği Ekonomiler (II)

İMF ve Dünya Bankası politikalarıyla geriletilen ülkeler:

Zambiya

1960’lı yıllarda, halkın sokaklara dökülmesi ile İngiliz sömürgesine son verilen Zambiya’da bağımsızlık kazanılmıştı. Bağımsızlığına kavuştuktan sonra Zambiya, Afrika çöl bölgesindeki ülkeler arasında en zengin ikinci ülke olmuştu. Güçlü bir üretim sektörü vardı, bakır ihracatı yükseliyordu ve ekonomi büyük ölçüde devlet tarafından yönetiliyordu. İMF ve Dünya Bankası, İngilizlerin bıraktığı yerden devam etme kararlılığında idi.

Birinci dünya petrol krizi ülke ekonomisini sarsınca, Zambiya yabancı kredicilerden borç almaya zorlanmıştı. 1970 yılında 814 milyon dolar olan dış borcu, 1980 yılında 3.2 milyar dolar olmuştu. Bu dış borçların ödenmesi için İMF ve Dünya Bankasına yönelinmişti.

1983-1987 yılları arasında İMF ve Dünya Bankasının, Zambiya’da uyguladığı programlar ekonomide birçok değişiklik getiriyor ve yerel harcamaların kısılması zorlanıyordu. İthalat ve ihracat etkileniyor,  paranın değeri düşürülüyor, memurların maaşları donduruluyor, faiz oranları üzerinde devlet kontrolü azaltılarak abancı yatırımcıların ülkeye daha fazla para sokmasına imkan tanınıyordu.

Bu süreçte Zambiya ekonomisinde hiç bir gelişme olmadı. Yabancı rakiplerin hakimiyeti, fiyat kontrolsüzlüğündeki azalmalara, bu da enflasyonun dizginlenememesine neden oldu. Hem milli bütçe açığı hem de ticaret açığı arttı.

Zambiya ne borçlardan ne de İMF ve Dünya Bankasından kurtulamıyordu. İnsanların işlerine son verildi, temel ihtiyaçlarından yoksun bırakıldı, ülkede açlık ve sefalet baş gösterdi. 1990-1993 yılları arasında bir somun ekmeğin fiyatı 2 dolardan 60 dolara fırladı. 1970 yılında insan ömrü beklentisi 49.7 iken 2007 yılında bu rakam 33.4 yıla düştü ve dünyada en düşük seviyeyi buldu.

18 Şubat 2004’te Zambiya halkı İMF’den kurtulmak için tüm ülkede greve gitti.

Rus Ekonomisinin Çöküşü

1989’da Berlin Duvarının yıkılması ve 1991’de Sovyetlerin dağılması sonunda, Rus ekonomisi 1992’de Amerikalı ekonomistlerin eline geçti. Cazip gelen konu petroldü.

İstatistiklere göre dünya petrolünün %5’i, tahminlere göre ise %14’ü Rusya’da idi.

1992’de İMF Rusya’ya kredi vermeye başladı ve sonraki yıllarda devam etti. 1998 yılında Rusya ekonomisi çöktü. Ertesi yıl Rusya İMF’den kredi almayı kesti.

İMF uygulamaları sonucu Ruslar birikimlerini çabucak tüketti ve ilk üç ayda enflasyon yüzde 520 arttı. Ülkede buhran hakim oldu ve dört yıl içinde gelir düzeyi yüzde 50 düştü. Sovyet dönemi sona erdiğinde nüfusun %2’si yoksulluk sınırının altında iken reformdan sonra yoksulluk oranı %50 arttı ve erkeklerde ömür beklentisi 65.5 iken 57’ye düştü.

1998’de Rus ekonomisinin çökmesine yol açan politikalardan İMF, Dünya Bankası ve Birleşik Devletler Hükümeti sorumludur. 2003 işgalinin başlarında Bush Hükümetinin Irak’a uyguladığı yaptırımlar da bunlardı. İki ülkenin çarpıcı özellikleri var. İki ekonomi de devlet tarafından yönetiliyordu ve ikisi de bir gecede Pazar kontrollü ekonomiye geçmeye zorlanmıştı. İkisi de yüzeye çok yakın petrol yataklarına sahipti ve Birleşik Devletler şirketlerinin petrol kaynaklarına ulaşmasına izin vermek üzere kanunlarını değiştirmeye zorlanmıştı.

Arjantin İMF’den Kurtuluyor

Arjantin bir zamanlar İMF’nin başarı hikayesiydi, sonradan İMF’nin başarısızlığı oldu.

1990’ların başlarında Arjantin İMF’nin şartlarına harfiyen uydu. Devlet tarafından yönetilen endüstrileri özelleştirdi, ticari ve finansal pazarları serbestleştirdi,  sermaye Kontrollerini ortadan kaldırdı ve devlet harcamalarını kıstı, para birimini dolara bağladı.

Reformlar başladığında Arjantin yoksul bir ülke değildi. Yabancı sermaye ülkeye akın etti, şirketler aldı, mağazalar ve bankalar için şubeler açtı, hastaneler gibi sosyal hizmetleri satın aldı.

Endüstri gerilemeye, işsizlik artmaya başladı. Yabancı şirketler ve yatırımcılar Paralarını çekip bir sonraki gelişmekte olan pazara yöneldiler. Arkalarında bıraktıkları enkazı temizlemek Arjantin halkına kalmıştı. Büyük sıkıntılar ve kargaşa yaşanan ülkede üst üste hükümet krizleri de yaşandı. 2002 yılında İMF’yi kovan Arjantin tüm zorlukları sineye çekerek her şeyi baştan yarattı.

Güney Afrika’da Direniş

1993 yılında İMF Güney Afrika Cumhuriyeti’ne 850 milyon dolar verdi ve klasik yapısal ayarlama şartlarını bildirdi. Vergi indirimi, devlet harcamalarında kısıntı ve kamu sektöründe maaşların indirilmesi. Üç yıl sonra Dünya Bankası aynı şeyi tekrarladı ve bir isim koydu. “Gelişim, İş ve Eşit Gelir Dağılımı”. Dünya Bankası Güney Afrika’ya toplam 130 milyon dolar kredi verdi.

Arjantin’de olduğu gibi, sermaye kontrollerinin kaldırılması Güney Afrika ekonomisini harap etti.  Bireysel ve kurumsal zenginlik artıyordu ama Güney Afrika’nın değil Londra’nın ekonomisine yarar sağlıyordu. 

1994-2002 yılları arasında 10 milyon yoksul insan susuz kaldı, elektriği kesildi. 2 milyon insan kamu hizmetlerinin faturalarını ödeyemediği için evlerinden çıkarıldı. Temiz su parasını ödeyemeyen insanların temel su kaynağı lağım suları olmuştu. Bunun sonucu olarak benzeri görülmemiş bir kolera salgını oldu ve 2000-2002 yıları arasında 140 binden fazla insan etkilendi. İnsanlar sağlık hizmetlerinden yararlanamadıkları için AIDS, tüberküloz, kolera ve sıtma gibi önlenebilir hastalıklar yaygınlaştı. 

İMF uygulamalarını protesto eden herkes tutuklanıp hapse atılıyordu.

Ve İMF çıkmazındaki ülkeler böyle uzayıp gidiyordu.

Türkiye de bu çıkmaza takılmış ülkelerden birisidir.

İMF ile yolun sonuna geldik mi, hala o bile net değil...

ABD’nin, devlet politikaları doğrultusunda, yoksul Afrika ülkelerinin açlığa terk edilen zavallı halkları için, yine ABD sanatçıları, şarkılar besteleyerek kampanyalar düzenlerler ve o insanların açlıktan ölmemesi için mücadele verirler. Ne garip dünyadır bu böyle.

dsucuka@hotmail.com

 

Yorumlar
1
CAN MERCANYAN
Tarih : 07.02.2010 14:25:31
International Monetary Fund, yani uluslaraarası para fonu veya herkesin ağzındaki sakız IMF nedir.

IMF defolup gitmelidimidir veya IMF ile anlaşmalımıyız.

Anlaşırsak bize ne faydası var, veya bizden ne götürür. Anlaşmazsak bize ne faydası var veya bize nasıl bir zarar verir.

Evet uluslarası para fonu dünya ticaretinde iflas etmiş ve bankerlerin ve kreditör ülkelerin para vermekten kaçındıkları ülkelere ipotek veya yapılması gerekenler karşılığı piyasa fiyatları ölçeğinde veya biraz daha fazla para satan kurumdur.

Peki ülkeler neden ımf ye ihtiyaç duyarlar?

Sayın hanımefendinin belirttiği ülkeler sol politika, marksist ülkeler, diktatöryal yönetimdeki ülkeler genellikle üçüncü sınıf ülkeler ımf parasına ihtiyaç duyarlardı.

Çünkü ülkelerinde savaş vardı para silah alınımında fonlama olarak kullanılıyordu.

Mesela Türkiye 1950 lerde ımf temeli sayılan marshall fonlarıyla bedavacılığa alıştırıldı.

Sonra yavaş yavaş borç batağına girdi. 1960 kadar oluşan borçla yatırıma giden ülkenin sanayileşmesi için alınan paraların yatırıma gitmesi amacıyla alınmıştı.

Ancak 1960 lardan sonra askeri ihtilaleller ve bunların desteğiyle kurulan hükümüteler sosyal ve ekonomik politikilardan ziyade ulufe dağıtan politikalar yürüttüler.

Sonunda meşhur 24 ocak 1980 kararları alındı. ardından özal dönemindeki stand by tanıştı 1994 kara çarşamba lar ve anayasa krizindeki 10 milyar dolara muhtaç kalmışlık. hazin.

Evet Türkiye stand by biteli 2 yıl geçti ve hala bütün ekonomik kartellerin baskısına rağmen IMF ile anlaşmamış durumda. evet ilk defa ımf tarihinde IMF koşullarına direnen gerektiğinde kredi kulanmayan bir ülke olmuştur.

Şimdi faiz konusuna değinmek istiyorum.

Uluslararası piyada herkes reel faize bakar. Reel faiz ne demektir. Ülkenizdeki fazin %18 olduğunu kabul edelim. Enflasyon %9 o zaman 18-9 çıkartırsak kalan %9 oran reel faiz kabul edilir.

2002 AKP iktirada geldiğinde enflasyon %30 larda faiz % 62.5 lardaydı. Yani Türkiye % 30 reel faiz ödeniyordu.

Dolar bazında bu dünyanın en yüksek faiz oranıydı. Bu gün ise Türkiyede reel faiz %0 civarında. enflasyon %8 faiz oranı %8,5

Nereden nereye.

Ve bu ımf siz başarıldı.

Şimdi. IMF ile takribi büyüklüğü 35 milyar dolarlık bir anlaşma zeminine çalışmaktadır. Bu kaynak iç borcun ödemesinde kullanılacaktır. Nedeni ise ülkemiz son 5 yılda büyük ölçüde dış borcu hafifletmiştir. Hatta 7 yıl önce hayal olan 10 yıllık tahvil ihracı olmuştur.

Anayasa krizinde Türkiye en fazla 3 aylık borçlanabiliyordu. Nereden nereye.

Bu gün IMF binasına Türk binası denilmektedir çünkü Türkiyeden elde edilen müthiş faiz rantıyl o bina yapılmıştır.

Gelelim bu 35 milyar dolar neden uygun koşullar alınmak istenmektedir. çünkü türkiye dolar bazında yüzde 10 ile borçlanırken bu gün türkiye teklif edilen yüzde 2. 5 tur.

2 yıl önce Türkiyedeki karteller baskısı altında kalacak bir hücümet eğer ımf ile anlaşsaydı müthiş bir faiz yüküyle karşılacaktır.

IMF ilk defa Türkiye 10 yıl vadeli kredi vermeyi kabul etmiştir.

Türkiye bu krediyi alırsa 30 milyar dolarlık iç itfada bulunacak dolar arzı bol olduğu için dolarda bir değer kaybı yaşanacaktır. Ancak en önemlisi bankaların en önemli müşterisi olan hazine bu operasyonla banka yükünden kurtulacak ellerindeki 30 milyar doları bankalar mecburen iç tüketime sanayiciye daha uygun koşullar ve vadellerle vermek zorunda kalacak böylece ekonomik durgunluktan daha hızl çıkma şansımız olacaktrı.

Yani her IMF kredisine direk saldırmamak ve araştırmak gereği olduğu beyan etmek gerekir.

Ancak şunu da belirtmek gerekir ki ilk defa 2009 yılında gelişmiş ülkeler bile ımf reçetesine ihtiyaç duyma durumuna düşmüştür.

İzlanda, Macaristan, Polonya, Romanya gibi ülkeler IMF reçetelerini uygulamak zorunda kalmıştır ki bu ülkelerde kişi başına düşen mili gelirden 15 bin dolar civarındadır.

Günümüzde tam ekonomik kriz bittiği ve sonlandığı dillendilirilekn cuma günü yeni bir şok dalgası geldi. Evet şu an İspanya, Portekiz ve Yunanistan ekonomileri iflas etme aşamasına gelmiştir.

Bunu nereden anlarız Borcun GSMH oranından

İspanya, Portekiz ve Yunanistanın borçlarının GSMH oran %150 dir. Türkiyede bu oran ise 2002 de %120 iken bu gün %45 düşmüştür ki bu dünyanın en iyi rakamlarından biridir ve onun içindirki kreditör puanlama şirketleri ha bire Türkiyenin puanını artıdıkça artırıyorlar.

Ha bundan anlaşılmasın ki Türkiye de her şey güllük gülistanlık değil ama ülkemiz 85 yıldır soyulup soğana çevrilmeseydi herkes ekonomiye katkı verseydi, demokratik siyasi yapıya ve şefaf ekonomik bir yapıya sahip olsaydık bu gün dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden olacaktık.

Evet zalimin zülmü kalmaz. Senelerce Afrikayı Amerikayı sömüren ülkeler çok yakında ekonomik olarak çökecek.

Evet beğenmediğimiz bir Çin ile beraber dünyanın en büyük gücü olacaz.

Sağ kalırsak 10 yıl içinde Avrupanın en büyük gücünü Almanyadan alacağız.

1
Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz

YORUM YAZARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR


1- Girdiğiniz yorumlar şahsi beğenimize değil, Siirt Gündemi kurallarına ve site formatına uygun olup olmadıklarına göre değerlendirilirler.


2- Kafanıza takılan noktalarda alâkasız bir habere veya köşe yazısına yorum yazmaktansa iletişim butonunu kullanabilirsiniz. Yorumunuz sitemiz kriterlerine uyarsa makale olarak yayınlanacaktır.


3- Bir yazara “aslansın, kaplansın” türünde yorum yazmak hoş değil. Bu yüzden bu tür yorumlar yayınlanmayacaktır.


4- Siirt Gündemi’nin kabul edilmiş uygunluk kriterlerini gözetmeyen, kişisel hakaret içeren veya T.C. Ceza Hukuku hükümlerince suç teşkil eden herhangi bir beyanatta bulunmak gibi yorumlar durumun vahametine göre parmağımızı “delete” tuşuna götürecektir.


5- Toplumsal barışa ve demokrasi kültürüne katkısı olmayan, aksine barış ve kardeşlik kültürünü sabote eden yorumlar yayınlanmayacaktır.


6- Fala inanmayız ve fal baktırmayız. Bu yüzden “Üç vakte kadar öleceksin!” türünde yorumlar yayınlanmayacaktır.


7- Siirt Gündemi bir message board, forum, ilan panosu, tahta veya chat odası değildir.


8- Bu kadar kural, prensip, ahlâki değerler içinde, aslında her şeyin temelinin özende ve anlayışta yattığını belirtir, saygılar sunarız.

 

SON HABERLER
EVİN ÇİÇEK: HEŞTÊ ADAR...
55 KİŞİLİK İŞE 451 KİŞ...
SİİRT İMKB YİBO’YA İST...
ŞENTÜRK’TEN BAŞARILI S...
TÜM SOYKIRIMCI FAŞ...
BAYANLAR KAN VERİP KAR...
GENÇLERBİRLİĞİ-KUR...
KADINLARIN ÖNÜNDEKİ EN...
SİİRT BANDIRMA’YI ELİN...
İHD: TRAJEDİLER SONA E...

GÜNÜN SÖZÜ
VARSIN EVDE BİR YUDUM SU OLMASIN, BAŞUCUMDA BİRİ BANA ‘SU YOK’ DESİN DE…
(K. K.)

GÜNÜN AFORİZMASI

SANA ÜZÜLME DEMİYORUM, ÇÜNKÜ KÖTÜ DE OLSALAR TÜM DUYGULARINI SONUNA KADAR YAŞAMALISIN
(GÖNDERİ: BARON)

GÜNÜN KARİKATÜRÜ  (HANZALA)

GÜNÜN FOTOĞRAFI (FOTO: ŞAKİR ÖZMAZI)

GÜNÜN YORUMU

METALAŞAN KADIN VE 8 MART  

Em ser navê xalkê Mezopotamya roja Jinên Kedkarên Cîhane 8. Adarê 2010’an ji serîda jinên cîhanera pîroz dikin.

Her ciqas bebûneyî ew rojebe ji debî rola jinê ya girîng civaka meda neyi bîrkirin û fikri nav vekhevîda jîyankirinê verê candin.

Jinên kû ser esasi jibona aşiti canê xwe fedakirine jî em bîrtînên û soza xwedîderketina doza wana didin.

JİYAN
www.siirtgundemi.com/_ya_z_522.htm

 

SON YORUMLAR

MEHMET DAĞLI
Umarım zanlılar bulunur. Allah rahmet eylesin.
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_907.htm

VELAT
Pır ğeş temaşekır...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_524.htm

JİYAN
Em ser navê xalkê Mezopotamya roja Jinên Kedkarên Cîhane 8. Adarê 2010’an ji serîda ji...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_522.htm

ZAFER ZAFER
Evet Yılmaz doğru söylüyorsun. Garisanlar Zaho’da bulunan Sindi aşiretinin liderleri olan...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1360.htm

AHMET KILIÇ
Allah Analı-Babalı büyütsün; Allah hayırlı, salih evlat kılsın...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1493.htm

GÜNÜN FIKRASI

ASLANOĞLU

Soyadı kanununun çıkarıldığı yıllar.

Siverekli, işbirlikçi, komprador uşağı bir ağa da bir soyadı alacaktır. Tabi o dönem herkes ailesi, kökeni, mesleği gibi unsurlarla anılır.

Bizim komprador uşağı ağa da soyadını Aslanoğlu yaptırır. Soyadını tescilledikten sonra bizim iş birlikçi dışarıda, tarlada gördüğü herkese soyadını söyletirmiş.

Komprador uşağı ağa: Soyadım ne benim?

Marabalar: Aslanoğlu! (Şak şak şak… Alkış kıyamet.)

Yine bir gün tarlada çalışan bir köylü kardeşimizi görür ağa ve yine aynı istek.

Soyadım ne benim?

Köylü kardeş unutmuştur. Önce biraz kem küm eder. Durur biraz düşünür ve döner ağaya: Valla ağam bi tene heyvanın oğliydi ama hangi heyvan olduğunu hatırlayamadım!

Tüm fıkraları okumak için:
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1123.htm

KÖŞE YAZARLARI
KONUK / EVİN ÇİÇEK
İzzettin İÇİN
Özgür GÜL
Duygu SUCUKA
Nurullah SEYİDOĞLU

DERSİMİZ TÜRKÇE

Boş vaktinizde tıklayın. Sadece boş vaktinizde...

www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1249.htm

EN ÇOK OKUNAN HABERLER
EMEĞE SAYGI VE VEFA BO...
ADALET VE KANKINMA PAR...
SİİRT LİSESİ
METİN AĞABEY’E SİYONİS...
2009’UN PANORAMASI
ÖMER EREN HAKKIN RAHME...
NİLHAN ARAS YAZDI: Sİİ...
FIKRALAR
PORLAND PERDE PİLAV TE...
GÖÇ SİİRT’İ TIKADI

Bu sitede yayımlanan her türlü yazı, fotoğraf, karikatür ve illüstrasyon türü malzemelerin hakları saklı değildir. Hiçbir izin alınmadan kullanılabilir. Siirt Gündemi'nin kaynak olarak gösterilmesi sadece kullanan kişinin etik değer ölçüsünü gösterir. Örneğin; Biz bu sözü hukukçu ağabeyimiz Adnan Ekinci'nin dergisinden yürüttük. İşte bizim etik değer ölçümüz.
SİİRT GÜNDEMİ
 
 C.R.N. BASIN YAYIN LTD. ŞTİ.  İLETİŞİM: dereke56@gmail.com
RSS

 

Bu sitede Mplus Haber Portalı yazılımları kullanılmaktadır.