Ana Sayfa   |   Ana Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle

Haber Arama:

Anasayfa > Duygu SUCUKA

  Tarih : 19.11.2009 Bu yaziyi 547 kişi okudu.   


KUYUYA ATILAN KÜÇÜK KIZ
DUYGU SUCUKA

KUYUYA ATILAN KÜÇÜK KIZ

Geçen hafta Ramazan Bayramı ziyareti için gittiğim Tarsus’ta dinlediğim bu hikaye beni derinden etkiledi. Kuyuya atılan küçük kızın gerçek hikayesiydi o olay. Ulusal basında boy boy çıkmasına ve küçük kız uzaktan akrabam olmasına rağmen bu olayı duymamışlığıma da şaşırdım doğrusu. İnsanın kanını donduran türden, tüylerini ürperten ve derin derin düşündüren korkunç bir olay.

Toplum yapımızı düşündüm sonra. Ve toplumda bu tür olayların ne kadar da çok gerçekleşebilme olasılığını. Bu olay için tek bir sonuca varabilirim ancak, çocukların etkilenip suç işleyebilecekleri hiç bir konuyu aile içinde büyütmeden çözüme kavuşturmak. Ama bu sonucun getirdiği bir başka soru var; anne-baba olayların gidebileceği yeri kestiremiyorsa eğer ne yapmak gerekir?

Anlatılanlara göre olay, bundan yaklaşık dört ay önce vuku buluyor. Tarsus’ta kapı komşu iki aile arasında, çocukları nedeniyle bir tatsızlık yaşanıyor. Liseye giden genç, arkadaşlarıyla birlikte, karşı komşunun yine lise öğrencisi olan oğluyla kavga ediyor. Canı yanan komşu oğlunun, orta okula gitmekte olan erkek kardeşi, abisinin durumuna içerliyor ve korkunç bir olay planlıyor. Karşı komuşunun liseye giden oğluna bir şey yapamamanın hıncıyla, bir gün, o liseli gencin beş yaşındaki küçük kız kardeşine “gel seni arkadaşına götüreyim (arkadaş dediği de, o küçük kızla kapı önünde her zaman oynayan kendi kız kardeşi)” diyerek elinden tutup meçhule doğru yola çıkıyor. Çocuk yolda farklı bir yere gittiklerini anlıyor ve “beni nereye götürüyorsun?” diye soruyor, hatta çevredekilerden yardım istemek için de bağırıyor.

Tarsus’ta, Donuktaş adıyla çok eski, tarihi bir yapı var. Mahalle arasındaki bu tarihi yapının her bir duvarının kalınlığı bir oda genişliğindedir. Gele gele oraya geliyorlar. Olay kahramanı çocukların evlerinden yaklaşık bir kilometre uzaklıkta bir yer. Donuktaş içerisinde daha önce kazılar yapıldığı için duvar içerisinde bir oyuktan iki üç metre ilerleyince, iki-üç metre derinliğinde bir kuyu bulunuyor. Çocuk küçük kızı bu kuyuya itip oradan uzaklaşıyor. Sonrasında aramalar için tüm Tarsus seferber ama nafile. Suçu işlediğinden şüphelenilen çocuk polis tarafından sorgulanıyor ama bir ipucu bulunamıyor. Çocuk hiçbir şartta konuşmuyor. Aramalar beş gün sürüyor, beş günün sonunda kuyunun yakınlarına tesadüfen giden bir genç kuyudan gelen cılız sesi duyuyor. Buna mucize mi denir, tesadüf mü, bilemiyorum. O genç de daha önce aramalara katılmış. Hatta küçük kızın abisinin arkadaşı imiş. Bu kuyunun yakınlarına kadar birçok kişi gelip bakmış, ancak hiç kimsenin inip de kuyuya bakmak aklına gelmemiş.

Küçük kız kuyudan çıkarılıyor, bir süre yoğun bakımda kalıyor, ilk bulgular herhangi bir sağlık sorunu olmadığı yönünde açıklanıyor. Bu olsa olsa bir mucizedir.

Beş yaşında bir çocuk kendisine yapılanı anlatacak akıl ve bilinçtedir. Çocuk kuyuya kendisini iteni anlatıyor. Ve ortada kesin delil yok, şahit yok yaklaşımıyla, suçu işleyen 13-14 yaşındaki çocuk tutuklanmıyor. Ancak olayla ilgili mahkeme süreci devam ediyor. Söylendiğine göre suçu işleyen çocuğun ailesi gidip akli dengesi yerinde değildir diye rapor alıyor. Eğer gerçekten akli dengesi yerinde değilse böyle bir çocuğun sokaklarda değil tedavi görebileceği bir hastanede olması gerekir.

Üzerinde çokça, derince düşünülmesi gerekli bir vaka. Aileler, komşular ya da akrabalar kavga ederler. Sonrasında karşılıklı kin ve nefretler, aleyhte konuşmalarla devam eder kavga süreci. Aile içinde, çocukların önünde konuşulan her adi olay, o küçük çocukları öyle bir ruh haline sokar ki, ailesinin zarar gördüğü her şeyin intikamını almak için o küçücük kafalarının içinde son derece büyük, korkunç planlar yaparlar. Bu nasıl kindir, bu nasıl öfkedir dedirten sonuçlar doğabilir o minik intikam duygularından.

Burada kuyuya itilen küçük masum kızın tek suçu, kavga eden bir abinin kardeşi olması. Suçu işleyen çocuğun ise en büyük talihsizliği önü sıra kin ve nefret tohumlarının atılmasıdır. Biri itmiş, biri itilmiştir. Biri suçsuz, diğeri ise çocuk suçludur. Asıl suçlu o çocuklara sahip çıkmayan, o çocukları suça itecek mantıkla sorumsuzca davranan aileleridir. Ve en önemli ve vahim konu ise,  suçu işleyen çocuk gerçekten akıl hastası ise neden tedavi görmediğidir.

26.09.2009
dsucuka@hotmail.com

Yorumlar


 Bu yazı için henuz yorum yapılmamış.

Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz

YORUM YAZARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR


1- Girdiğiniz yorumlar şahsi beğenimize değil, Siirt Gündemi kurallarına ve site formatına uygun olup olmadıklarına göre değerlendirilirler.


2- Kafanıza takılan noktalarda alâkasız bir habere veya köşe yazısına yorum yazmaktansa iletişim butonunu kullanabilirsiniz. Yorumunuz sitemiz kriterlerine uyarsa makale olarak yayınlanacaktır.


3- Bir yazara “aslansın, kaplansın” türünde yorum yazmak hoş değil. Bu yüzden bu tür yorumlar yayınlanmayacaktır.


4- Siirt Gündemi’nin kabul edilmiş uygunluk kriterlerini gözetmeyen, kişisel hakaret içeren veya T.C. Ceza Hukuku hükümlerince suç teşkil eden herhangi bir beyanatta bulunmak gibi yorumlar durumun vahametine göre parmağımızı “delete” tuşuna götürecektir.


5- Toplumsal barışa ve demokrasi kültürüne katkısı olmayan, aksine barış ve kardeşlik kültürünü sabote eden yorumlar yayınlanmayacaktır.


6- Fala inanmayız ve fal baktırmayız. Bu yüzden “Üç vakte kadar öleceksin!” türünde yorumlar yayınlanmayacaktır.


7- Siirt Gündemi bir message board, forum, ilan panosu, tahta veya chat odası değildir.


8- Bu kadar kural, prensip, ahlâki değerler içinde, aslında her şeyin temelinin özende ve anlayışta yattığını belirtir, saygılar sunarız.

 

FARUK ARVAS HOCAYLA RAMAZAN SOHBETLERİ

RAMAZAN AYINA KAVUŞURKEN (15)
Makalelerin tümünü okumak için:
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1675.htm

 

SON HABERLER
KIZILAY’IN YARDIM ELİ ...
SİİRT BELEDİYESİNDEN T...
KESK: HUKUK ÇİĞNENİYOR
REFERANDUM SEÇMEN KÂĞI...
İLİM YAYMA CEMİYETİ YU...
HAYDİ! PAKİSTAN’A YARD...
BOYKOTUN CEZASI 22 LİRA
ÇIRAV FESTİVALİNE YOĞU...
ÖLÜM TACİRLERİNE SABAH...
MEZARLIKTA OLAYLI GÜN

GÜNÜN SÖZÜ
İNSAN NE KADAR AZ ŞEY BİLİRSE
O KADAR ÇOK ŞEY BİLDİĞİNİ SANIR

 

GÜNÜN AFORİZMASI
HAYAT BİR OYUNDUR. KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN YOKMUŞ GİBİ OYNA.

 

GÜNÜN ŞİİRİ

BEN ŞAİRİM,
GAYBI KURCALAYAN ÇİLİNGİR,
CANLI CENAZELERİNİN BAŞINDA
MÜNKER-NEKİR
(NECİP FAZIL)

 

GÜNÜN FOTOĞRAFI (BARO FOTOĞRAF DERSLERİ)

GÜNÜN KARİKATÜRÜ

SON YORUMLAR

CAN MERCANYAN
Latif bey 2 gün önce Ahmet Altan’ın köşe yazısını okumanızı öneriyorum. Kimin nerde ve...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_616.htm

NAİL
Yani "Hayır" demeye de bi kılıf uydurabildiniz ya. Hayret doğrusu. Şunu desenize 30 yıl ohal biz...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_611.htm

NAİL
Nerdeeeee. Kimi tarif etmişsiniz? Bu vasıflar ancak peygamberlerde veya peygamber varisle...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_612.htm

ALP
Aman Serdar kardeşim, yaşadığım tecrübeden biliyorum. Bu tür ikili münakaşaların son cümlesi...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_609.htm

M. CAN
Ergenekon’un değirmenine su taşıyan bir zihniyet nasıl oluyor da Ergonokon’u eleştiriyor? Referan...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1717.htm

M. CAN
Ak Parti iktidar olmadan önce KESK neden masaya oturdu? Cevap: Çünkü Sol hükümet iktidardaydı...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1723.htm

HAKAN MALGİL
Çoukluğumda kim bilir kaç kez zorunlu ziyaretlerde bulunduğum, bembeyaz saçları ve...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_146.htm

RESSAM HALİS GÜNGÖR
Kim olursa olsun... Makamı ve rütbesi ne olursa olsun... Kimse ama hiç kimse kanunların ve ya..
www.siirtgundemi.com/_ya_z_609.htm

HAKAN MALGİL
Edip Turhan’ın en büyük torunu olarak onunla en uzun süre yaşamış olmanın ne denli büyük bir...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_583.htm

 

GÜNÜN YORUMU

DÜNYA DÖNMESE Mİ?

Dünya dönmesine dönsün de... Tersine dönmese bari.

Hoş tersine dönse de, dursa da, alıp başını galaksinin bir ucuna çekip gitse de değişmeyecek insanlar vardır, olacaktır.

Sorun Dünyada değil belki. Belki sorun postmodern zamanların bize attığı en büyük yalandadır: Bireyselleşmek!

Bunun adı bireyselleşmek olsa da, astarı egoizmden, bencillikten, oportunizmden başka birşey değil.

Sonuç: Yalnızlık!

Kocaman bir şehirde, tanıdık onca insan içinde koskoca bir yalnızlık. Yalıtılmışlık.

Tabi bu yalnızlık bazen sizin tercihiniz olur; reddedersiniz maskeli baloları ve oranın müdavimlerini.

Bazen de yalnızlık bir seçim değil, dayatmadır. Maskeliler sizi reddeder. Dışlar!

Günün sözü (veya aforizması) bölümünde geçenlerde şöyle bir söz vardı, hoşuma gitmişti:

"Kolayına kaçıp herkes gibi olabilirdim. Ama ben daha kolayını seçtim; kendim oldum," diyordu.

İşte kendi olmanın bedeli: Yalnızlık.

(Not: Yalnızlık kelimesini kendim için seçtim.)

Esen kalın, hoş kalın...

MEMEEEEET
www.siirtgundemi.com/_ya_z_612.htm

 

GÜNÜN FIKRASI

CAMCI

Kadının penceresinin camı kırılır. Camcıyı arar ve sipariş verir. Yarım saat sonra zil çalar. Gelen camcıdır.

Kadın kapıyı açar ve kırılan camı gösterir. Aradan beş dakika ya geçer ya geçmez zil tekrar çalar.

Kadın, kim o? der.

Benim, camcı diye bir ses gelir dışarıdan.

Kadın, sanırım bir karışıklık oldu. Çağırdığım camcı az önce geldi, der.

İşte o benim abla, der camcı. Pencereden düştüm, aç şu kapıyı…

Tüm fıkraları okumak için:
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1123.htm

 

DERSİMİZ TÜRKÇE
Boş vaktinizde tıklayın. Sadece boş vaktinizde...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1249.htm

 

Bu sitede yayımlanan her türlü yazı, fotoğraf, karikatür ve illüstrasyon türü malzemelerin hakları saklı değildir. Hiçbir izin alınmadan kullanılabilir. Siirt Gündemi'nin kaynak olarak gösterilmesi sadece kullanan kişinin etik değer ölçüsünü gösterir. Örneğin; Biz bu sözü hukukçu ağabeyimiz Adnan Ekinci'nin dergisinden yürüttük. İşte bizim etik değer ölçümüz.
SİİRT GÜNDEMİ
 
 C.R.N. BASIN YAYIN LTD. ŞTİ.  İLETİŞİM: dereke56@gmail.com
RSS

 

Bu sitede Mplus Haber Portalı yazılımları kullanılmaktadır.