|
| Yorumlar |
|
|
SEDAT SERİN
Tarih : 31.12.2009 12:47:25
|
|
Sevgili kardeşimin ebedi aleme irtihalini teessürle öğrendim.
Sürekli tebessüm eden güzel yüzünü unutmayacağız kardeşim.
Ailesine ve sevenlerine Sabrı Cemil niyaz ederim.
|
|
|
M. ŞAKİR ÖZMAZI
Tarih : 31.12.2009 15:12:22
|
|
Ömer’i yakinen tanırdım. Mütebessim çahresi ve iyilik severliiği ile hep anacağım.
Allah’tan (cc) rahmet kederli aile ve dostlarına baş sağlığı dilerim.
Mekanı cennet olsun. Nur içinde yatsın...
|
|
|
DR. BEHZET ASLAN
Tarih : 31.12.2009 21:14:34
|
|
Allah rahmet eylesın, esıne ve aılesıne Allah sabır versın.
|
|
|
.....
Tarih : 01.01.2010 11:54:23
|
|
Saat 08:00 Telefon çaldı. Arayan Babamdı. -Alo. -"Merhaba oğlum, şeyy. Başın sağolsun. Ömer... Ömer öldü. -Allah Allah. Tanıdığım tüm Ömerler ölmüştü sanki. (İnnelilleh inne ileyhiraciun)
|
|
|
İLYAS AKINAY.
Tarih : 02.01.2010 13:55:39
|
|
Allah rahmet etsin ailesine sabırlar versin halen inanamıyorum olayın şokundayım.
Allah rahmet etsin.
|
|
|
SİİRT GENÇLİK VE BİLİŞİM DERNEĞİ
Tarih : 02.01.2010 19:10:58
|
|
BAŞSAĞIĞI Toplantı nedeniyle gittiği Diyarbakır’dan dönerken elim bir trafik kazası geçiren, derneğimiz Yönetim Kurulu üyelerinden Ömer Eren’in aniden aramızdan ayrılışının büyük üzüntüsü içerisindeyiz. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve arkadaşlarına sabır dileriz. SİİRT GENÇLİK VE BİLİŞİM DERNEĞİ
|
|
|
SELİM
Tarih : 03.01.2010 01:35:39
|
|
Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat. Nur içinde yat.
|
|
|
SAFFET
Tarih : 03.01.2010 03:19:32
|
|
Allah yırhamok exuhi.
|
|
|
BAY EFENDİSİZ
Tarih : 03.01.2010 04:26:09
|
|
Her ölüm erken ölümdür
Ölüyorum tanrım.
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.
Ama ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir...
Yaş başı aldığında hayatta yapılacak ne çok şey olduğunun, ne kadar az vakti kaldığının ve ne kadar az yaşadığını fark eden Cemal Süreya’nın beynimize kazınmış dizesidir, her ölüm erken ölümdür. Evet öyledir. Çocuk gibi cahil kalanlar ölümü isteyebilir ama yaşama dört elle sarılıp her günden yeni bir şey öğrenen, her acıdan olumlu bir çıkarım yapabilen hayat âşıkları için her ölüm erken ölümdür.
Geride kalanlar olarak; "daha birlikte yaşanacak çok şey vardı," diye akıtılan gizli gözyaşları ile birlikte akla gelen, gırtlak düğüm bağlarken kimselerin duyamayacağı şekilde kendi kendinize söylediğiniz kendisi küçük anlamı büyük bu dizeler, ne de güzel anlatıyor yaşamı. Yaşamı ölüm dizeleriyle anlatmak, büyük ustaya değil de kime yakışacaktı ki...
Erken ölümün yakışmadığı Ömer’e ve yüce ustaya...
|
|
|
KEKO
Tarih : 03.01.2010 05:01:00
|
|
İnna Lillah ve ileyhi raciun.
Keşke, bu kadar genç ölmeseydin! Bu kadar sevimli olmasaydı cesedin; hiç değilse, saçlarına kır düşseydi biraz! Sana “baba” diyen birileri olsaydı...
(Not: .... abinin makalesinden)
|
|
|
SİNEM
Tarih : 03.01.2010 05:09:06
|
|
Hadi ben copy-paste edeyim ... (edit) ... abinin makalesini...
Bir nedene ihtiyaç duymuyorum seni anmak için... Her şey seni hatırlatıyor... Bak işte, Siirt’e yağmur yağıyor yine; az kaldı, yakında gece yarısını vuracak bütün saatler...
Ben sokaktayım her günkü gibi... Dün, sensiz yürüdüm yağmur altında; yarın, sensiz kurutacağım ıslanan yerlerimi… Sahi, yağmur yağıyor mu sizin oralarda? Ya, yürüyüş yapabiliyor musun? Ellerin cebinde, gözlerinin içi bile ıslansın diye, başını göklere çevirebiliyor musun?
Yalnız kalabiliyor musun arada bir...
Ben genellikle yalnızım. Çünkü sensizim. Garip... Bir şehir dolusu dostla birlikteyken bile hissediyorum yokluğunu... Üstüne, gece bitmeden her tarafı ıslatan yağmur da eklenince... Bir nedene ihtiyaç duymuyorum seni anmak için...
Sevgili dostum...
Ölüler hatırlar mı bilmem... Ama ben hatırlarım... Yağmur altında, sokaklarda dolaşırken acıdan iz yoktu yüreğimizde... Çocuktuk... Genç olsak bile çocuktuk... Neşeliydik, güçlüydük, içtendik. Ama olabildiğince içliydik sokaklarda dolaşırken... Siirt’te yüreklerimiz de ak paktı; Tertemizdik...
Bugün ise sen yoksun... Pencerelerinin ardından bizi imrenerek izleyen insanlar yok; tek başıma sevinç çığlıkları atamadığımdan herhalde...
Sen yoksun... Bir ben varım sokaklarda... İnsanlar sıcacık evlerindeler... Ben ise, yağmur yağarken içerde durmayı başaramadım yine... Hastalık gibi bir şey; gökten ecel yağsa duracağım altında...
Ne bir nedene, ne de cismine ihtiyaç duymuyorum seni anmak için...
Siirt’e yağmur yağıyor şu an; iki dakika sonra gece yarısını vuracak bütün saatler... Ama sen yanımda değilsin, elimden tutmuyorsun; ne ısınıyor, ne üşüyor zayıf bedenim; İçliyim, gönlümdeki çocuk ağladı ağlayacak!
Dün sensiz yürüdüm yağmur altında; yarın sensiz kurutacağım ıslanan yerlerimi... Yo yo... Islak bırakacağım inadına sensiz yağan yağmurun... “Êdi bes looo,” diye bağıracağım Siirt’in kuytuluk bir yerinde. “Êdi bes looo...”
Sesim ulaşabilir mi oralara? Gittiğin yerde de yağmur yağıyor mu? Sevinç çığlıkları atıyor mu çocuklar? Ya hasret yakıyor mu zaman zaman seni de? Ve yıllar geçtikçe, ayaza dönüyor mu yüreğindeki yangın? Bir gün, bir dostu kaybedeceğinden sen de korkuyor musun?
Kusura bakma; bir an için unuttum; birbirine benzeyen her şeyden nefret ettiğini... Yaşamak bu yüzden mi ağır geldi?
Dineceğe benzemiyor yağmur. İyice ıssızlaştı sokaklar… Bir ben kaldım geride... Çocuklar, çoktan azar işitip girdiler evlerine; bembeyaz düşler görüyorlar şimdi. Bir gün bir dostu kaybedebileceklerinden habersiz... Ben ise öğrendim yıllar önce ayrılığın, yani ölümün acısını...
Yıllar geçse de acın, yüreğime çöreklenen ölümcül bir zehir... Ne içip bitiresim, ne satıp kurtulasım gelmiyor. Sanki seni asıl o zaman yitireceğim diye korkuyorum.
Keşke, bu kadar genç ölmeseydin! Bu kadar sevimli olmasaydı cesedin; hiç değilse, saçlarına kır düşseydi biraz! Sana “baba” diyen birileri olsaydı...
Keşke, beraber yaşlanıp beraber yürüseydik bir ömür boyu yağmur altında... Keşke...
Ama elden ne gelir dostum... Geçip giden yıllara; yokluğunun ayazı vurdu vuralı, ihtiyarladı çocuk yüreğim… Ve bitkin düştü, sıcaktan soğuğa yaptığı yolculuklardan… Korkar oldu yağmursuz mevsimlerden...
Yine Siirt’e yağmur yağıyor... Bir anne evladına “hadi yat” diye bağırıyor... Bizim gibi çocukları kimse uyutamıyor. Siirt’e yağmur yağıyor...
İnanmayacaksın ama sen gittin gideli hiçbir yağmur beni ıslatamıyor.
|
|
|
FARUK
Tarih : 05.01.2010 19:09:38
|
|
Günlerdir aklmı tırmalayıp duruyor. Ömer’in 3 ay sonra bir çocuğu olacak inşaallah.
Mümessilliğini yaptığı firma, dul kalan eşine ve henüz doğmamış yetim çocuğa neler sunacak ??
Keşke bunun takibini yapabilsek.
Şu an Ömer’e fatihadan başka yapabilecek birşey gelmez elimizden ama ardında bıraktıkları için bir adım atabilsek ne iyi olur.
|
|
|
|
|
| Sizin Yorumunuz |
|
|
YORUM YAZARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
1- Girdiğiniz yorumlar şahsi beğenimize değil, Siirt Gündemi kurallarına ve site formatına uygun olup olmadıklarına göre değerlendirilirler.
2- Kafanıza takılan noktalarda alâkasız bir habere veya köşe yazısına yorum yazmaktansa iletişim butonunu kullanabilirsiniz. Yorumunuz sitemiz kriterlerine uyarsa makale olarak yayınlanacaktır.
3- Bir yazara “aslansın, kaplansın” türünde yorum yazmak hoş değil. Bu yüzden bu tür yorumlar yayınlanmayacaktır.
4- Siirt Gündemi’nin kabul edilmiş uygunluk kriterlerini gözetmeyen, kişisel hakaret içeren veya T.C. Ceza Hukuku hükümlerince suç teşkil eden herhangi bir beyanatta bulunmak gibi yorumlar durumun vahametine göre parmağımızı “delete” tuşuna götürecektir.
5- Toplumsal barışa ve demokrasi kültürüne katkısı olmayan, aksine barış ve kardeşlik kültürünü sabote eden yorumlar yayınlanmayacaktır.
6- Fala inanmayız ve fal baktırmayız. Bu yüzden “Üç vakte kadar öleceksin!” türünde yorumlar yayınlanmayacaktır.
7- Siirt Gündemi bir message board, forum, ilan panosu, tahta veya chat odası değildir.
8- Bu kadar kural, prensip, ahlâki değerler içinde, aslında her şeyin temelinin özende ve anlayışta yattığını belirtir, saygılar sunarız.
|