Ana Sayfa   |   Ana Sayfam Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle

Haber Arama:

Anasayfa > Serdar ARIKAN

  Tarih : 19.12.2009 Bu yaziyi 936 kişi okudu.   


SONSUZDUR KARDEŞLİĞİMİZ
SERDAR ARIKAN

SONSUZDUR KARDEŞLİĞİMİZ, BUDUR TEK MABEDİMİZ

Birden bire olmadı bu.

Havanın kararacağı yavaş yavaş gelen gri bulutlardan belliydi ve şimdi semasında kara bulutlar Ülkemin, karanlıkta yüreği Halkımın.

Herkes artık bir yerlere taraf olma derdinde, kimse karşısındakinin yerine koymadan kendini, cezalandırıcı bir celladın yerine koyabiliyor.

Dün suça teşvik edenler bugün herkesi nedense sağduyuya davet ediyor. Karanlıkların yaratıcıları şimdi ellerinde ufak bir mum ışığıyla sözde, karanlıkları aydınlatmak adına adım atıyorlar.

Dün “Kadında olsa, çocukta olsa gereği yapılacak” diye devletin şiddet maskesini gösteren ve o neslin bilinçaltında devletle arasına uçurum açılmasına sebep olanlar bugün “Barış yanlısı” olarak çarpıyor gözümüze.

Dün “Barış” demokrasi şemsiyesinin altında olacak diyenler bugün, okulda eğitimde olması gereken, çocukların ellerine, yarınları diye, taş verip toplumun huzurunun saklı olduğu camlı köşkü yıktırmaya çalışıyorlar.

Herkes kendine bir rol biçmeye çalışırken, daha doğrusu bir rol çalmaya çalışırken nedense kötülüğün egemen olduğu, belirsizliğin hakim olduğu roller kapılıyor ve ılımlı, sağduyuya hakimler yalnız bırakılıyor ya da cezalandırılıyorlar.

Birden bire olmadı bu.

Sağanak yağışın geleceğini haber vermişti birileri ama aldırmadı kimseler.

25 yıl savaşıldı adı belirsiz düşmanla,

25 yılda nice fidanları düşürdük toprağa,

25 yılda nice paralar aktı, harcandı,

25 yıl savaşa şans tanındı olmadı çare bulunamadı, budandıkça, az da olsa, tekrar yeşerdi.

Ve “Tamam artık Barış zamanı” denildi. Bu cümle bile barış yanlılarını umutlandırdı.

Artık “Barış” olacak, kör karanlığa sıkılmayacaktı kurşunlar ve kör karanlıktan gelen çelik demir yıkmayacaktı kimseyi gencecik çağında toprağa. En çok analar sevinmişti, en büyük acıyı çeken yürekler sevinmişlerdi bu kıvılcımın oluşmasına.

Ama olmadı, olamadı, tahammülsüzlük yine egemen oldu ve dağıttı umut denen şemsiyeyi tepemizden. Savaşa tanınan tolerans, “Barış”a tanınmadı. 25 yıl gibi uzun bir zaman dilimini şiddete ayıranlar, “Barış”a zamanın binde birini bile vermediler, tahammül edemediler masmavi bir gökyüzünün paylaşımını.

Herkes bir taraf seçmişti kendine, aslında nereye ait olduğunu bilmeden. Ekonomik krizin vurduğu aile içi bilinç bir sosyal patlamanın eşiğine gelmişken, bunu fırsat bilen şiddet yanlıları ardı ardına patlattılar ellerinde kalmış son dinamitlerini, meydan öyle hazırlıksız yakalandı ki bu patlamaya birden herkes önüne gelen “öteki” kendine saldırır oldu. O an farkında olmadan herkes “TARAF” olmuştu aslında ve onlar toplumun huzuruna kurşunu sıkan tetiğe basan parmağın bedenine “TARAF” olmuşlardı.

Son zamanlarda internetteki yorumları takip ediyorum.

Kelimeler kin kusuyor, harfler öfke oluşturuyor ve cümleler ölüm saçıyor.

Birbirlerinin aynı olan “öteki”ler, birbirlerini suçluyor, barışı isterlerken farkında olmadan birbirlerinin huzuruna taş fırlatarak.

Herkes kendi içinde birinin “öteki”leştirdiği diğerinin acısına ortak olduğunu anladığında onu aforoz ediyor, eleştiri adı altında baskı altına almaya çalışıyor, kısmen de olsa yalnızlaştırmaya çalışıyor.

Aynı mahallede bitişik evlerde oturanlar artık bahçelerine duvar örüp gücü yettiğince duvarı yükseltmeye çalışıyor, ama aynı kahvede oturduğunda bir ince belli bardak çayın etrafında sıkı birer dost olabiliyorlar.

Kapının önünde oyuncaklarını paylaşan iki çocuk birden birbirlerine oyuncaklarını fırlatıp, babalarının oluşturduğu bahçe duvarının kapısından içeri giriyorlar, gözlerinde yaşlar. Sabah olup okula giderlerken tekrar karşılaştıklarında, önce geriye doğru bakıp büyüklerinin yokluğunu fırsat bilip el ele okula doğru çocukça dünyalarında renk ayrımı yapmadan gökkuşağı resimleri çizmenin hayaliyle adım atıyorlar.

Şimdi taraf olmanın zamanı.

Ya “Barış”a taraf olursunuz ya da savaşın karanlığında kendinizle beraber herkesi boğarsınız.

Şimdi adım atmanın zamanı,

Ya çamurlu bir yolda bata çıka çıkarsınız ya da papatyalarla dolu laleleri içine almış kır çiçeğiyle sarmalanmış bir yayla yolunda hayata yol alırsınız.

Anneler bile adım atmışken içlerindeki kini atmaya siz savaş çığırtkanları ne oluyorsunuz ki ortamı geriyorsunuz.

Düşmeyelim bu kargaşanın gafletine. Bir ile başlayıp genele yaymayalım kirliliği.

Barışı bizden iyi kimse yaşayamaz binlerce yıllık kardeşliğimizdir buna şahit oysa savaşı görmedik biz birbirimizde. Dayamışız sırtımızı birbirimize, bir bütün olmuş bedenlerimiz ve şimdi ayıramazsınız bir kolu diğer bacaktan.

Gelin hep beraber çizelim gökkuşağıyla bezenmiş resimleri ayrım yapmadan boyayalım rengârenk.

UMUT DOLU ŞAFAĞA UYAN SEVGİLİ ÜLKEM.

Serdar ARIKAN
serdar.arikan@windowslive.com

 

Yorumlar
1
BEREN SEZER
Tarih : 21.12.2009 23:42:40
Bu yazıyı yazarken, yüreğinizdekileri ve yaşananları o kadar güzel yansıtmışsınız ki sizi candan kutlarım.

Ellerinize ve yüreğinize sağlık.

1
Sizin Yorumunuz
Adınız Soyadınız
Yorumunuz

YORUM YAZARKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR


1- Girdiğiniz yorumlar şahsi beğenimize değil, Siirt Gündemi kurallarına ve site formatına uygun olup olmadıklarına göre değerlendirilirler.


2- Kafanıza takılan noktalarda alâkasız bir habere veya köşe yazısına yorum yazmaktansa iletişim butonunu kullanabilirsiniz. Yorumunuz sitemiz kriterlerine uyarsa makale olarak yayınlanacaktır.


3- Bir yazara “aslansın, kaplansın” türünde yorum yazmak hoş değil. Bu yüzden bu tür yorumlar yayınlanmayacaktır.


4- Siirt Gündemi’nin kabul edilmiş uygunluk kriterlerini gözetmeyen, kişisel hakaret içeren veya T.C. Ceza Hukuku hükümlerince suç teşkil eden herhangi bir beyanatta bulunmak gibi yorumlar durumun vahametine göre parmağımızı “delete” tuşuna götürecektir.


5- Toplumsal barışa ve demokrasi kültürüne katkısı olmayan, aksine barış ve kardeşlik kültürünü sabote eden yorumlar yayınlanmayacaktır.


6- Fala inanmayız ve fal baktırmayız. Bu yüzden “Üç vakte kadar öleceksin!” türünde yorumlar yayınlanmayacaktır.


7- Siirt Gündemi bir message board, forum, ilan panosu, tahta veya chat odası değildir.


8- Bu kadar kural, prensip, ahlâki değerler içinde, aslında her şeyin temelinin özende ve anlayışta yattığını belirtir, saygılar sunarız.

 

FARUK ARVAS HOCAYLA RAMAZAN SOHBETLERİ

RAMAZAN AYINA KAVUŞURKEN (15)
Makalelerin tümünü okumak için:
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1675.htm

 

SON HABERLER
KIZILAY’IN YARDIM ELİ ...
SİİRT BELEDİYESİNDEN T...
KESK: HUKUK ÇİĞNENİYOR
REFERANDUM SEÇMEN KÂĞI...
İLİM YAYMA CEMİYETİ YU...
HAYDİ! PAKİSTAN’A YARD...
BOYKOTUN CEZASI 22 LİRA
ÇIRAV FESTİVALİNE YOĞU...
ÖLÜM TACİRLERİNE SABAH...
MEZARLIKTA OLAYLI GÜN

GÜNÜN SÖZÜ
İNSAN NE KADAR AZ ŞEY BİLİRSE
O KADAR ÇOK ŞEY BİLDİĞİNİ SANIR

 

GÜNÜN AFORİZMASI
HAYAT BİR OYUNDUR. KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİN YOKMUŞ GİBİ OYNA.

 

GÜNÜN ŞİİRİ

BEN ŞAİRİM,
GAYBI KURCALAYAN ÇİLİNGİR,
CANLI CENAZELERİNİN BAŞINDA
MÜNKER-NEKİR
(NECİP FAZIL)

 

GÜNÜN FOTOĞRAFI (BARO FOTOĞRAF DERSLERİ)

GÜNÜN KARİKATÜRÜ

SON YORUMLAR

CAN MERCANYAN
Latif bey 2 gün önce Ahmet Altan’ın köşe yazısını okumanızı öneriyorum. Kimin nerde ve...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_616.htm

NAİL
Yani "Hayır" demeye de bi kılıf uydurabildiniz ya. Hayret doğrusu. Şunu desenize 30 yıl ohal biz...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_611.htm

NAİL
Nerdeeeee. Kimi tarif etmişsiniz? Bu vasıflar ancak peygamberlerde veya peygamber varisle...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_612.htm

ALP
Aman Serdar kardeşim, yaşadığım tecrübeden biliyorum. Bu tür ikili münakaşaların son cümlesi...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_609.htm

M. CAN
Ergenekon’un değirmenine su taşıyan bir zihniyet nasıl oluyor da Ergonokon’u eleştiriyor? Referan...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1717.htm

M. CAN
Ak Parti iktidar olmadan önce KESK neden masaya oturdu? Cevap: Çünkü Sol hükümet iktidardaydı...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1723.htm

HAKAN MALGİL
Çoukluğumda kim bilir kaç kez zorunlu ziyaretlerde bulunduğum, bembeyaz saçları ve...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_146.htm

RESSAM HALİS GÜNGÖR
Kim olursa olsun... Makamı ve rütbesi ne olursa olsun... Kimse ama hiç kimse kanunların ve ya..
www.siirtgundemi.com/_ya_z_609.htm

HAKAN MALGİL
Edip Turhan’ın en büyük torunu olarak onunla en uzun süre yaşamış olmanın ne denli büyük bir...
www.siirtgundemi.com/_ya_z_583.htm

 

GÜNÜN YORUMU

DÜNYA DÖNMESE Mİ?

Dünya dönmesine dönsün de... Tersine dönmese bari.

Hoş tersine dönse de, dursa da, alıp başını galaksinin bir ucuna çekip gitse de değişmeyecek insanlar vardır, olacaktır.

Sorun Dünyada değil belki. Belki sorun postmodern zamanların bize attığı en büyük yalandadır: Bireyselleşmek!

Bunun adı bireyselleşmek olsa da, astarı egoizmden, bencillikten, oportunizmden başka birşey değil.

Sonuç: Yalnızlık!

Kocaman bir şehirde, tanıdık onca insan içinde koskoca bir yalnızlık. Yalıtılmışlık.

Tabi bu yalnızlık bazen sizin tercihiniz olur; reddedersiniz maskeli baloları ve oranın müdavimlerini.

Bazen de yalnızlık bir seçim değil, dayatmadır. Maskeliler sizi reddeder. Dışlar!

Günün sözü (veya aforizması) bölümünde geçenlerde şöyle bir söz vardı, hoşuma gitmişti:

"Kolayına kaçıp herkes gibi olabilirdim. Ama ben daha kolayını seçtim; kendim oldum," diyordu.

İşte kendi olmanın bedeli: Yalnızlık.

(Not: Yalnızlık kelimesini kendim için seçtim.)

Esen kalın, hoş kalın...

MEMEEEEET
www.siirtgundemi.com/_ya_z_612.htm

 

GÜNÜN FIKRASI

CAMCI

Kadının penceresinin camı kırılır. Camcıyı arar ve sipariş verir. Yarım saat sonra zil çalar. Gelen camcıdır.

Kadın kapıyı açar ve kırılan camı gösterir. Aradan beş dakika ya geçer ya geçmez zil tekrar çalar.

Kadın, kim o? der.

Benim, camcı diye bir ses gelir dışarıdan.

Kadın, sanırım bir karışıklık oldu. Çağırdığım camcı az önce geldi, der.

İşte o benim abla, der camcı. Pencereden düştüm, aç şu kapıyı…

Tüm fıkraları okumak için:
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1123.htm

 

DERSİMİZ TÜRKÇE
Boş vaktinizde tıklayın. Sadece boş vaktinizde...
www.siirtgundemi.com/_h_b_r_1249.htm

 

Bu sitede yayımlanan her türlü yazı, fotoğraf, karikatür ve illüstrasyon türü malzemelerin hakları saklı değildir. Hiçbir izin alınmadan kullanılabilir. Siirt Gündemi'nin kaynak olarak gösterilmesi sadece kullanan kişinin etik değer ölçüsünü gösterir. Örneğin; Biz bu sözü hukukçu ağabeyimiz Adnan Ekinci'nin dergisinden yürüttük. İşte bizim etik değer ölçümüz.
SİİRT GÜNDEMİ
 
 C.R.N. BASIN YAYIN LTD. ŞTİ.  İLETİŞİM: dereke56@gmail.com
RSS

 

Bu sitede Mplus Haber Portalı yazılımları kullanılmaktadır.