ÜLKEM KAN KOKUSUNDAYKEN GÜN GECEDE AŞKI YAŞIYOR
Şafak sökmek üzere yeni bir gün başlıyor yeryüzünün ikliminde ve yine temizledi gece günü teslim etti güneşe yarınları.
Neler yaşandı kim bilir gecenin en zifiri karanlıklarında.
Bilinmez yerlerde bilinmez saatlerin içindeki o yılları devirircesine ilerleyen anlar kimin bedeninde işkence, kimin bedeninde gözaltı, kimin bedeninde tecavüz, kimin bedeninde şiddet oldu ve bir gece günü güneşe teslim ederken kim bilir hangi yürekte bir aşk cinayeti daha işlendi en keskin testere ile.
Sevdiğine sarılarak daldı gecenin karanlığına genç kız, en güvendiği kollarda tek sığınağındaydı, oysa sabahı göremedi ve en güvendiği yürek tarafından iğrenç bir şekilde ebediyete uyudu.
Gün içinde, babalarına hakaret ettiği, hapse gereksiz gerekçesiz attığı çocukların hayallerini çaldı ellerinden uçurtmalarını alıp sözde onlara eşlik ederek geceye vardı, olmayan vicdanının ninni eşliğinde uykuya daldı ve sabaha kiminle kavga etmesi gerektiğinin düşleri başını yastığa koydu gereksiz biri.
Emniyetli bir yerde olduğunu düşünen düşünce suçlusu genç en zifiri anda göz gözü görmediği bir odada sadece seslerini duyduğu kişilerin bedensel saldırısına maruz kaldı ve sabaha uyandığında bedeninde kan deryası gözlerinde düşüncesinin inancı vardı, bir geceyi daha bir gence işkenceyle bitiren adam evine döndü sabaha karşı şafak sökmeden en karanlık anda karanlık gövdesiyle, uyuyan evladının odasına yönelip saçlarını okşadı ellerinde kan pıhtıları ve saçları güneşin doğuşu ile kokan bir genç temiz bildiği babasının varlığıyla uyandı saçlarındaki kan pıhtılarını soramayacak kadar duyarsızdı.
Sokaklar sessizdi gecenin en zifiri anında ve sabaha karşı yanaştı bir eve karanlık bakışlar, yazmakla sorumlu olan kalemin sahibinin kaldığı odaya yöneldiler ve sorgusuz sualsiz lekelediler, belki de tek suçu kalemine gerçekleri yazdırmak olan karakterli insanı. Suçu açıklandı günler sonra kalemini silah, kelimelerini kurşun yapmıştı ve harfler topluluğu cümlelerini var ettiği köşesinde bir ülkenin rejimine pusu kurmuştu sözde…
Kimsesiz kızlarımızın tek sığınağı, dert ortağı hayata dair yoldaşı lekelendi bir çınar gibi gölgesinde berrak yüreklerin bedenini barındırdığı için, amaç kendi yapay ağaçlarını yaratmaktı ve çınarlar budanmaya başlandı dayanamadı çınarın yüreği bu acımasızlığa baş başa bıraktı onları rengârenk iklimlerle, gecenin zifirinde kaydı yıldızı ve sabahına uyandığında acımasız yürekler fark ettiler bataklığa dönüşmüş gökkuşağının iklimi.
Ülkem “Sen ve Ben” kavgasıyla uyudu, en kritik anda duyarsızlaştı onlar ve acıyı çeken yine yöneteni yönetime getirenler oldu.
Masum bir yürek başını kuma gömmemek adına direndi kendisini dünyaya getireni o toprağa gömdü düşüncesi geleceği karanlık olmasın diye.
Ve ülkem kanla kokan, öfkeyi atmosfer eden bir günü teslim etti geceye. Gece aldı kirletilmiş bir günü koynuna yıldızları şahit kıldı gece güne olan sevdasına. Aşka anlar yaratmak adına günle daldı uykuya gece ve uyandı şafağa an kaldığı bir vakit, dokundu günün berraklığına ve bıraktı sevdiğini güneşin ışıltısına.
Kirletilmiş bir gün temizlendi yine gecenin hâkimiyetinde ve gece berrak bir gün daha teslim etti güneşe.
Karanlıklar saklar yalnızlığı, vefasızlığı, duyarsızlığı ve şimdi şafak söktü çıktı meydana duyarsızlık, yansır oldu bakışlarda yalnızlık ve egemen oldu ellerde, kollarda vefasızlık.
Şimdi taze bir güne uyandı yürekler, yeni umutlar filizlendi sönerken karanlığın ışıkları ve ışıldarken güneşin ışıltıları.
Ve heyecanlı umut dolu bir güne uyandı bedenler, gözler direndi uyumaya, kendine geldi kırpıla kırpıla gözler...
Ve sokağa çıktı genç bedenler, günün ilk adımı atıldı sokak kapısından dışarıya, temiz hava çekildi, bir nefes ödünç alındı günden ve bakışlar ışıldayan güneşe odaklandı.
Bakışlar dalmışken güneşe her daim AYDINLIKLAR DİLENDİ ÜLKEYE.
serdar.arikan@windowslive.com |